Her sabah yeniden karar vermek

“Her sabah yeniden karar vermelisin: ya hiçbir şeyi önemsemeyeceksin ya da başına gelen her şeyi çok ciddiye alacaksın” diyor Alain Chabat adlı ünlü Fransız oyuncu.

Her şeyi her zaman çok önemseyerek yaşamanın nasıl bir yorgunluğu beraberinde getirdiğini, sürekli böyle davrandığımızda ne kadar kaygılı ve gergin bir yaşam sürdüğümüzü biliyoruz hepimiz. Biliyoruz bilmesine de, buna son vermek için ne yapıyoruz?

Hiçbir şeye gerçekte olduğundan daha büyük bir rol biçmemek yani abartmamak, işte bunu başarmalısın diye fısıldıyor içimden bir ses.

Demin bir kaç ay önce aldığım ütü bozuldu, anında suratım asıldı, içim daraldı. Sorun istemiyorum diye düşündüm. Sonra da kendime güldüm çünkü “Sorun istiyorum, ne olur, benim de bir sorunum olsun!” diye dolaşan birilerini hayal etmek çok komik geldi birden. Doğal olarak kimse sorun istemiyor ama şairin dediği gibi, yaşamak zor zanaat. Her gün, hepimiz irili ufaklı, bir dolu sorunla baş etmek zorunda kalıyoruz.
Düşündüm de, keşke herkesin en büyük derdi ütünün bozulması gibi önemsiz şeyler olsa…

Geçenlerde, çok genç bir çiftin konuşmasına kulak misafiri oldum. Genç adamın yapmayı unuttuğu bir şey için genç kızın öfkesi konuştukça büyüdü, büyüdü ve kırıcı olmaya başladı. Sonunda oturdukları masadan küs kalktılar. Arkalarından seslenmek istedim: “Emin misiniz günü böyle bitirmek istediğinizden? Ya birinize bir şey olursa? Son konuşmanızın böyle tatsız olmasını ister miydiniz?”

Konu ne olursa olsun, çok önemli olmadığını bile bile öfkelenmeye, kaygılanmaya başladığımız, bir şeyleri büyüttüğümüz anlarda kendimize açıkça sormalıyız: “Madem karar benim, öyleyse gerçekten büyütmeye değecek bir durum var mı yoksa her şeye hak ettiği önemi vererek, öfkeme yenik düşmeden, derin bir nefes alıp yola devam etmeli miyim?”

Kendinizi sürekli kızgın ve gergin mi hissediyorsunuz? O zaman uzmanlar IQ’nuz kaç diye soruyorlar. Bu IQ zeka ile ilgili olan değil, burada söz konusu olan şey “Sinirlilik katsayısı” (Irritability Quofficient).

Kendi durumunuzu açıklığa kavuşturmak isterseniz, Novaco Öfke ölçeğine göz atabilirsiniz. Bu testte “Bir sakızın üstüne bastınız, ne hissedersiniz?” gibi çok basit, günlük hayatta hepimizin başına gelebilecek durumlar tarif ediliyor. Bu tür çalışmaların amacı ne kadar öfkeli olduğunuzu belirlemekle sınırlı değil elbette. İşin uzmanları için konu öfke olduğunda, geleneksel iki yol vardır.

Öfkenizi içinizde tutarak ve saldırganlığınızı kendinize yönelterek, suçluluk duygusuyla yanıp tutuşabilir ve depresyona davetiye çıkartabilirsiniz. Veya ikinci yolu seçer ve öfkenizi dışa vurursunuz. Bunun sağlıklı olduğunu, kendinizi ifade etmenizin önemli olduğunu söyleyenler olacaktır. Yapılan araştırmalar ise, bu iki seçenekten çok daha iyi bir yol olduğunu gösteriyor.

Öfke yaratmaya son vermeye ne dersiniz?

Duygularımızı kontrol altına alarak, sinir ve hayal kırıklığından uzaklaşarak, daha keyifli bir yaşam sürdürülebileceğini söyleyenlere kulak vermeyi deneyebiliriz.

Öfkeyi, kızgınlığı yaratan olaylar ya da kişiler değil aslında, bunu yapan biziz. Olanlara verdiğimiz anlama göre duygularımız tepkilerimizi tetikliyor. Dış olaylar bizim kontrolümüzde olmasa da, öfke, korku, hayal kırıklığı, suçluluk gibi duygulara yenik düşmeden de tepkilerimize karar vermek mümkün.

Stres, yorgunluk, kaygılar, önyargılar ve varsayımlar bazen hepimizi sonradan pişman olabileceğimiz fevri davranışlara, olumsuz düşüncelere ve gerçekçi olmayan değerlendirmelere yönlendirebiliyor.

Psikologlar öfke anında kendimize şu soruları sormamızı öneriyorlar:

  • Karşımdaki kişi bilerek ve isteyerek mi beni kızdırıyor?
  • Öfkem yararlı mı, istediğim sonuçları elde etmemi sağlayacak mı?
  • Öfkemin sonuçları ve sakıncaları neler olabilir?

İşte burada, empati etkili bir öfke giderici olarak devreye giriyor. Empatinin gerçek anlamını hatırlamakta fayda var. Empati karşımızdakilerin düşünce ve güdülerini doğru bir şekilde kavrama yeteneğidir. Bunu yapmaya çalıştığımız an, kişilerin davranışlarına daha az anlam yükleyerek, iyi bir gözlem ve doğru sorularla iletişim kurmaya özen göstererek, tepkilerimizi daha mantıklı boyutlara çekmemiz mümkün.
Bu konu üzerinde düşünmek, kendimizle ve dünyayla daha barışık olmanın yollarını deneyimlemek için çok çalışmak lazım ama buna değecek, inanın bana.