“Belki de geleceğinizi belirlemenin en iyi yolu, onu yeniden yaratmaktır.”

20. Yüzyılın en meşhur reklamcılarından George Lois’in “Yetenekli kişiler için olağanüstü tavsiyeler” adlı kitabının bu vurucu cümlesi, büyük bir gazetenin insan kaynakları ekinin “İşe başvurmadan önce ne istediğinizi bilin” başlığıyla aynı anda gözüme takılınca düşünmeye başladım.

Acaba gerçekten kendi geleceğimize her zaman yön vermemiz mümkün mü? Bunun için nereden başlamalıyız? Nasıl bir yöntem izlemeliyiz? Bir yandan bir dolu olanak, diğer taraftan bir sürü korku, kaygı ve kısıtlama varken, geleceğimizi şekillendirmek gerçekten bizim elimizde mi?

Gazeteci İsmet Berkan bir yazısında, çok uzun ve kaliteli yaşamın 2045’e kadar gerçekleşmesi için çalışmaların hızlandığını anlatıyordu. Bunu okur okumaz kendimi 2045’te kaç yaşında olacağımı hesaplarken buldum ve kahkahayı bastım. İnsanoğlunun ölümsüzlüğe ulaşacağı günleri göremeyeceğiz belki ama hemen hepimizin içinde buna ulaşma isteği yatıyor galiba.

Madem gelecek bu kadar uzun, o zaman kaç yaşında olursak olalım, onu her gün yeniden yaratmak için çaba harcamalıyız.

Birkaç yıl önce Amerika’da çok satan kitaplar arasına giren “10-10-10” adlı kitabında, gazeteci-yazar Suzy Welch yaşamımızı nasıl düzenleyebileceğimizle ilgili ilginç ipuçları veriyor. Hayatın akışıyla ilgili soru işaretleri belirdiğinde, duygusallığı bir yana bırakıp masanın başına oturmayı öneriyor Welch. Ve şöyle devam ediyor: “Her şeyi yazın, hayallerinizi, gerçeklerinizi, hedeflerinizi, ihtiyaçlarınızı… Ve dikkat edin, bunları kağıda dökerken eliniz titremesin.”

Belki de Welch haklı çünkü en uçuk hayallerinizi yazdığınızda, bir şeylere bir yerlerden başlamanın her daim mümkün olduğunu fark edebilirsiniz.

Hayalleri, hedefleri yazdıktan sonra sıra geliyor, en yere basan istekleri dillendirmeye: varsayalım ki “Okulu bir an önce bitirmek istiyorum” diye yazdınız. Diyelim ki, Alaaddin’in lambasındaki cin ortaya çıktı ve size diplomanızı verdi.

O anı hayal edin ve bir düşünün, elinize o diplomayı aldıktan 10 dakika sonra kendinizi nasıl hissedeceksiniz? Eğer bu olay uzun zamandır beklediğiniz, hak ettiğinizi düşündüğünüz bir şeyse, büyük ihtimalle, 10 dakika sonra heyecandan ve sevinçten havalara uçuyor ve bu büyük haberi eşe dosta duyuruyor olacaksınız.

Noktayı burada koyar, devamını düşünmezsek, masal kahramanları gibi bir hayal aleminde yaşıyor oluruz. Suzy Welch buna kesinlikle izin vermiyor ve biraz daha uzağa giderek, bu olaydan tam 10 ay sonrasını hayal etmenizi istiyor.

İlk günlerin heyecanı geçtikten sonra, hayat yeni bir rutine bağlandığında hala mutlu olacak mısınız? Bu diploma gerçekten hayal ettiğiniz kadar müthiş bir şey mi yoksa dertsiz başınıza şimdi artık yeni dertler mi açtınız? Bunu anlamanın tek bir yolu var, o da en gerçekçi şekilde yaşamınızın yeni evresinde gelecek tüm değişiklikleri yine kağıda dökmek. Belki para kazanmaya başlayacak, öğrenci kimliğinizden sıyrılarak, iş ortamınızda çok mutlu olacaksınız ama bu köklü değişikliğin getireceği başka şeyler de olabilir. Her gün artan sorumluluklarla baş etmek, eve sürekli daha geç gitmek, işlerin altından kalkamamak, iş hayatınının sandığınız kadar eğlenceli bir şey olmadığını keşfetmek bunlardan sadece bir kaçı olabilir mi?

Suzy Welch burada da durmuyor ve kağıt üzerinde yapılacak çalışmaya devam etmenizi öneriyor. Şimdi diyor, 10 yıl sonrayı düşünün. İşinizde en tepeye doğru emin adımlarla ilerlerken neler oldu? Eş, çocuklar, sosyal yaşam, iş arkadaşları, kısaca hayat elden gitti mi, gitmedi mi? 10 yıl sonra kendinizi ne yaparken hayal ediyorsunuz? Bir departmanı ya da şirketi yönetirken mi, yoksa çok başka bir şeyler yaparken mi?

Yıllarca çok yoğun çalışmış birisi olarak Suzy Welch’in kitabını 20 sene kadar önce yazmış olmasını çok isterdim. O zaman belki oğlumun tüm okul etkinliklerini kaçırmaz, arada bir de olsa, çocukları okulun kapısında bekleyen annelere katılabilirdim…
Ben bugün sevdiğim şeyleri işe ve paraya dönüştürerek, geleceğimi yeniden yaratmak için çaba harcıyorum. Ya siz?